*Mükemmel olmaya çalıştıkça sadece kendini kendinden uzaklaştırdığını anla…
*İnsanlara hak ettiği değerden fazlasını verdiğini hissettiğin anda, onlara aslında ne olduklarını hatırlatmayı unutma!
*İyi insan olmaktan uzaklaşmadan, zaman zaman kötü olmayı dene… Zıtlıklar yan yana iken iyi olan daima daha değerli görünür. Tıpkı siyahın yanındaki beyazın, beyazın yanındaki beyazdan daha ‘ak-pak’ görüldüğü gibi…
*Sadece göklere bakarsan ‘hiçliği’ çağrıştıran cezbedici maviliği, aşağılara bakarsan çamurda ezilmiş bir çiçeği ya da başının okşamasına bir dilim ekmekten bile daha çok muhtaç bir sokak kedisinin cingözlüklerini görürsün.
Demem o ki sadece senden yukarıdakilere bakarken, senden aşağıdakileri yok sayma…
*Sık sık ‘seni seviyorum’ de, sık sık ‘seni seviyorum’ demeyen insanlardan uzak dur! Ya riyakârlardır ya da bencil!
*Sevgini sadece söyleme, hissettir ama bunu hak etmediğini düşündüğün insanları hayatından çıkar. Sevgisinin sömürülmesine izin veren her insan, emperyalizmi kabul eden devlet gibidir.
Güçsüzsen, değerlerin, duyguların, içindeki tüm hazinelerin sonuna kadar emilir…
Fenelon:
"Sevmeden yaşamak, yaşamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir." der! Unutma!
*Aşkı son nefesine kadar ara… Ama bu konuda çok da ısrarcı olma zira sen aradıkça saklanabilir kapı arkalarına… Onu gördüğünde öyle bir gülümse ki ona; uzun süredir arandığını ve artık kaçamayacağını anlayabilsin.
*Gerçek dostlarını unutma! Hele aşktan sonra dostluğa dönüşenleri asla! O dostluğun mayasında hala bir dem aşk varsa, asla seni kırmayacaklardır… Salt aşk ise kırıcı ve yıkıcıdır.
Jeremy Bentham:
"Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur."
La Cordaire ise:
"Salt aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur" der…
O yüzden aşkla başlayıp, sonu aşkla bitmese de dostluğa dönüşebilen her şey, sizin gerçek dostunuzdur…
*Ümitsizliğe kapılma… Hele hele ölüm dışında hiçbir son bu kadar gerçek değişse bu dünyada…
* Her prens sonunda kurbağa dönüşüyorsa, aslında her kurbağayı prens gören kendini suçla…
* Hayallerini uyutma, izin ver, bırak onlar seni gerçekleşmeyecekse bile ninnilerle uyutsun!
* Kimse için kimseyi terk etme! Yoksa onun için birilerini terk ettiğin kişi, bir gün başkası için seni terk ederse, kızamazsın…
*Sana âşık olmayanı, ama öyleymiş gibi yapanı tanı, sahnesinde repliğini boz ve terk et…
* Bazı insanlara yokluğunla ders ver ki varlığının değerini yokluğunda anlasın, ama varlığının değerini yokluğunda anlayanlara asla ikinci şans tanıma! Çünkü bunu şans değil, hak olarak görebilirler…
*Yaşıyormuş gibi yapma! Yaşa!
Şimdi değiş! Yarına bırakma!
Mükemmel olma, kendin ol!
İnsanları sevmeye kendinle başla…
Hak ettiğin gibi yaşa! Yaşadığın gibi bir hayatı-eğer beğenmiyorsan- kendine hak gördüğün için sadece kendine kız!
Ya da ebediyete kadar yakınma!
(Kısacası bu yazıda ‘değiş ton ton değiş!’ demekteyim kendime! Üzerine atlamasın kimse!)
Özen Kıraç